Kalpler paramparça. Gözyaşları sel oldu. İstanbul ve tüm Türkiye, beklenmedik ve yürek burkan bir haberle sarsıldı.
Ekrem İmamoğlu’nun yakın çalışma ekibinde ve perde arkasında yıllarca fedakârca görev yapan, sadakati ve çalışkanlığıyla herkesin takdirini kazanan genç bir kadın, henüz 30 yaşında, aile içi dramatik bir anlaşmazlığın ardından aramızdan ayrıldı. Geride ise küçücük, 3 yaşında bir kız çocuğu ve derin bir acı bıraktı.

Uzun yıllar boyunca İmamoğlu’nun yoğun temposunda, gece gündüz demeden çalışan, ekip ruhunu ayakta tutan, zor anlarda destek olan bu genç kadın, sadece bir yardımcı değildi. O, birçok kişinin “güvenilir omuz” dediği, sessiz sedasız ama büyük emek harcayan bir insandı. Yoğun çalışma programlarında, uzun toplantılarda, stresli günlerde ve perde arkasındaki sayısız fedakârlıkta hep oradaydı. Gülümsemesiyle ortamı yumuşatan, özverisiyle herkese ilham veren bir hayat enerjisi taşıyordu.
Ekrem İmamoğlu ve yakın çevresi, bu acı haberle derin bir yasa boğuldu. Meslektaşları, ekip üyeleri ve dostları bir araya gelerek dua etti, taziyelerini sundu. Onu tanıyan herkesin anlattığı ortak şey aynıydı: “Ne kadar çalışkan, ne kadar iyi kalpli, ne kadar sadık bir insandı.” Yılların birikimiyle oluşan bu güven bağı, şimdi yerini doldurulamaz bir boşluğa bıraktı.
Küçük 3 yaşındaki kız çocuğu ise artık annesinin sıcak kucağından mahrum kaldı. Bu masum yavrunun hali, tüm camiayı ve sevenleri kahrediyor. Topluluk kenetlenmiş durumda. Hem maddi hem manevi destek için seferber oldular. “Bu çocuk bizim çocuğumuz” anlayışıyla hareket edenler, annesinin bıraktığı mirası – nezaketini, çalışkanlığını ve insan sevgisini – ona aktarmaya söz veriyor.
Ekrem İmamoğlu’nun etrafındaki ekip ruhu, bu acı olayla bir kez daha test edildi. Uzun yıllar boyunca birlikte omuz omuza verdikleri işlerde, başarılarda ve zorluklarda gösterdiği dayanışma, şimdi yas sürecinde de kendini gösteriyor. İmamoğlu’nun çevresinde çalışanlar, bu kaybın sadece bir ekip üyesi kaybı olmadığını, aynı zamanda bir aile ferdinin kaybı olduğunu vurguluyor.
Bu trajik vefat, hepimize bir kez daha hatırlattı ki hayat ne kadar kırılgan. Kamuoyunda tanınan isimlerin arkasında, onların yükünü paylaşan, fedakârca çalışan, çoğu zaman görünmeyen kahramanlar var. Bu genç kadın da onlardan biriydi. Sessiz sedasız, büyük bir özveriyle görevini yapan, ailesine ve ekibine bağlı bir anneydi.

Sosyal medya ve kamuoyu da büyük bir üzüntüyle tepki verdi. Taziye mesajları, dualar ve destek çağrıları akıyor. “Allah sabır versin”, “Küçük yavrusuna Allah uzun ömür versin”, “Ne kadar gençti, ne kadar emek verdi” gibi binlerce mesaj, acıyı paylaşıyor. Birçok kişi, bu kaybın ardından hayata ve sevdiklerine daha sıkı sarılmak gerektiğini söylüyor.
Ekrem İmamoğlu ve ailesi de bu zor dönemde büyük bir dayanışma içinde. Çalışma arkadaşları, onun liderliğinde oluşan güçlü bağın, bu acı günlerde de ayakta kalacağını belirtiyor. Genç kadının anısını yaşatmak için çeşitli girişimlerde bulunuluyor. Özellikle küçük kızının geleceği için maddi ve manevi destek kampanyaları konuşuluyor.
Bu acı olay, siyasi arenanın ötesinde bir insanlık dersi veriyor. Başarıların arkasında ne kadar büyük fedakârlıklar olduğunu, görünmeyen emeklerin değerini ve hayatın ne kadar kısa olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. 30 yaşında bir annenin kaybı, herkesi derinden sarsıyor.
Sevgili çalışma arkadaşı, ekipteki herkesin “güvenilir eli”, küçük kızının kahraman annesi… Senin nezaketin, çalışkanlığın ve özverin unutulmayacak. Geride bıraktığın boşluk büyük olsa da, bıraktığın miras – sevgi, sadakat ve emek – hep yaşayacak.
Ailesine, özellikle minik kızına ve Ekrem İmamoğlu ile tüm çalışma ekibine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Allah mekanını cennet eylesin. Geride kalanlara da metanet versin.

Bu zor günde kenetlenen tüm sevenlerine teşekkür ediyoruz. Küçük yavrunun geleceği için el ele vermek, en güzel miras olacak.
Acınız bizim acımızdır. Dualarımız sizinle.
Allah sabır versin… ❤️
